Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir der Herakleitos. Peki değişimi istemeyenlerin ve değişimi hiç düşünmeyenlerin bir anda değişime uğramasının nasıl bir sonucu olur? Gelişim mi başlar yoksa direnç mi? Uyum süreci ne zaman ortaya çıkar hemen mi zamanla mı? Peki gelişim olmazsa insan kendini keşfedebilir mi? Üç Taş kitabı bu soruların peşine takılmamızı sağlıyor.
Dağın zirvesinde varlıklarını devam ettiren üç taşın hikâyesi çocukların yaşam yolculuklarında karşılaşabilecekleri süreçleri ve onların deneyimleme süreçlerine yönelik bir anlatı ile algılamalarını sağlıyor. Çocuklar bu algılamaları içselleştirirken yetişkinler içsel sorgulamaların peşinden gidiyor olacaktır. Sahi hayat yolumuzda konfor alanlarımızdan istemeden çıktığımızda nelerle karşılaşıyoruz?
Hikâye anlatı dili ile, işlediği tema ile ve kurduğu bağlamlar ile sağlam bir zeminde yer alıyor. Felsefe sorgulamalarına uygun olmasına uygun fakat aynı zamanda doğa ile kurulan bağı yakalamak gerek. Havanın, suyun, dağın, taşın, tüm canlıların bir arada var olduğunu ve var olmaya devam ettiğini unutmamak en elzem öğretilerimizden biri aslında.

Varlığımızla kapladığımız ve alıştığımız her yer bizimle özdeşleşen ve bizi biz yapan detaylardan biri oluyor. Gerçi burada da sormak gerek zirvede varlık süren taş ile denizin dibinde varlık süren taş aynı mıdır? Bu yolculukta edindikleri deneyim ile değişmişler midir? Beklenmedik yaşanılan her şey hayatımızın doğal sürecine nasıl bir müdahalede bulunur?
Doğa ile bağını kopartmayanların havayı koklayarak, gökyüzüne bakarak mevsimleri, yağmuru, fırtınayı tahmin edebilmesine güzel bir atıf var hikâyenin içinde. Koca karga gözükürse gökyüzünde o gün yağmur var demek. Ama işte koca karga hızlıca görünüp kaybolduğunda yeni bir şey öğreniyorlar o gün şiddetli fırtına var. Ve işte o fırtına ile dağa isabet eden yıldırım bizim taşların yuvasından kopartıp yeni var olma yolculuğunu başlatıyor.

Yeni yerlerde özlediğimiz konforu bulamadığımızda farklı olanla bağ kurmak bizim elimizde. Belki üç taş gibi rüzgârı hissedemesek bile çiçeklerin varlığının güzelliğine alışabiliyoruz.
Olivier Tallec ele aldığı konularla hem çocukların hem de yetişkinlerin beğenisini her daim kazanan bir yazar. Ayrıca kendi kitaplarını kendisinin muhteşem desenleri ile donatması hikâye ve görselliğin muhteşem uyumunu da sağlıyor. E çevirmen de bu uyumu şahane bir çeviri ile aktarınca tadından yenmez kitaplar çıkıyor karşımıza.
Değişimlerin bizi güçlü kıldığı bize yeni bakış açıları kazandırdığı zamanlar daim olsun. Hem çocukların hem de büyüklerin severek okuyacağı bu kitabı kitaplıklarınıza dahil etmeyi unutmayın. Arada gökyüzüne bakın belli mi olur koca karga hızlıca geçer…Keyifli okumalar olsun…
Yazar – Çizer: Olivier Tallec
Çeviri: Yağmur Yavaş
Yayınevi: Domingo Çocuk
İnceleme: Songül Bozacı










İlk yorum yapan siz olun