İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Mine Soysal – Yaşasın Kitap!


Yaşasın Kitap!’ın öykülerini kâh gülerek kâh hüzünlenerek okurken çok kere ben de içimden “yaşasın kitap,” dedim. Yazar Mine Soysal’ın bakış açısından süzülen 32 kısa öyküde, 32 farklı çocukla gencin okuma hallerine, kitapla kurdukları bağlara tanıklık ederken gel de “yaşasın kitap!” deme.

Yaşasın Kitap!’ın içindeki öyküler bizim hiç de yabancısı olmadığımız, gündelik yaşamda çocukların ve gençlerin içinde bulundukları halleri anlatıyor. Bu çocuklardan en az ikisini kesin sen de tanıyorsun ben de. Belki birisi senin evinde yaşıyor bile olabilir.

Mine Soysal, çocukların gözünden ve bu zamanın dilinden dem vurarak, onların yaşamına mercek tutarken; sis bulutunun içine girdikleri vakitlerde hemen hepsinin imdadına yetişen kitaplarla yaşamlarının nasıl da şekillendiğini oldukça sade ve içten bir anlatıyla bize sunuyor. Bize, bizden hikâyeler anlatıyor.

Mesela, 10. sınıfa giden Mira’nın, kitap okumayı seven sınıf arkadaşı Tufan’ın akran zorbalığına maruz kalmasına baş kaldırışı; apartman görevlisinin oğlu ile çatı katında yaşayan Melis’in kitapları paylaşarak başlayan dostlukları, 6. sınıfa giden Narin’in amcasının online kitap kulübünde kendisinin de daha önce okuduğu bir kitabın analizine katılarak bundan aldığı büyük hazla diğer oturumlara da katılma isteği, ilk kez ablasının hediye ettiği sesli kitap aboneliği ile bir kitap dinlerken çizim yapmanın nasıl da kendisine keyif verdiğini fark eden, 12. sınıfa giden Ata’nın şaşkınlığı, depremde yitirdiği ailesini özleyen ve acısını dindirebilmek için kendisini çadır kentte kurulan derme çatma kütüphanede bulan, okudukça iyileşen 9. sınıfa giden Suna’nın yaşadıkları… Şimdi “bizden hikâyeler” derken ne demek istediğimi daha iyi anlatabildim mi? Bu öykülere uzak yakın hayatımızın bazı zamanlarında bizlerde tanıklık ettik, ediyoruz. Kitabın bu denli etkileyici oluşu anlatılanların gerçekliğinden geliyor.

Mine Soysal’ın kaleminden dökülen öyküleri okurken, günümüz çocuklarının ortak dertlerini, sınav kaygılarını, ebeveynlerinin boşanmalarını, büyüyünce ne olacağım stresini, yapay zekânın hayatımıza kolaylık sağlıyor gibi görünen ama bizi körelten yönlerini bir kez daha düşüneceksiniz.

Yazar, ben anlatıcı olarak seçtiği çocuğun öylesine gerçekçi bir şekilde sesi olabilmiş ki etkilenmemek ne mümkün. Ankara’daki Melek’in anneannesinden kalan kitaplar ve notlarla dolu kutuları açarken duyduğu merakı, Atakum sahilindeki Tuna’nın annesinin evliliğine şahitlik edip etmeme konusunda yaşadığı kaygıları, Kayseri’deki kitap kurdu Nil’in fuar alanında gezerken hissettiği heyecanı o çocuklarla birlikte ben de hissettim, sanki onlarlaydım, yanı başlarındaydım. Ayrıca, yazarın bazı öykülerde kitap ya da yazar isimlerinden bahsetmesi de ilgimi çok çekti. Ayın İki Yüzü, Ağaçtaki, Bozuk Saat kitaplarını okuma listeme ekledim bile.

Ezcümle, şıpın işi olmadığı çok belli, iyi kurgulanmış, çocukla çocuk olunabilmiş bu güzel kitabı ben severek bir çırpıda okudum. Şimdi sıra kızım Nil’de! 8. sınıfa giden ve sınav kaygısıyla boğuşan, kendisini kitap okuyarak rahatlatan kızım Nilciğim, eminim öykülerdeki çocuklarla kendisini çok yakın hissedecek, arkadaşlarıymış da ona sanki mektup yazmışlar gibi okuyacak.

Eyvah Kitap!’ın ardından gelen Yaşasın Kitap! ile bize tam da bizden öyküler okutan, biz yetişkinlere biraz da çocukların ve gençlerin gözünden bakmamızı sağlayan sevgili Mine Soysal’ın kalemine şükranla.

Yaşasın Kitap!’ı, sadece çocuklar değil eğitimciler, anne babalar da mutlaka okusun ister, kalpten öneririm. Yayın kataloğuna özenle eklediği her kitap için Günışığı Kitaplığı’na ayrıca teşekkür ederken edebiyatın, kurmacanın bizi bulunduğumuz andan alıp bambaşka diyarlara, zamanlara, ortamlara götürebilme gücüne övgüyle; hadi hep birlikte yüksek sesle, “Yaşasın Kitap!” diye bağıralım mı?

İnceleme: Melek Kaya Turgay


İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir