Bizi biz yapan etiketlerimiz midir? Yoksa doğuştan gelen özelliklerimiz mi? Kimliğimizi belirleyen şeyler nelerdir? Çevremizin hatta ebeveynlerimizin bizi görmek istedikleri gibi gördüklerini kabul etmek midir? Bu soruları düşünmemi sağlayan bir kitap Kırmızı.

Kırmızı tüm bu soruları bir pastel boyanın fabrikadan farklı bir etiket ile gelmesinden dolayı yaşadığı süreçten kaynaklı sorgulatıyor. Etiketinde Kırmızı yazan fakat içeriğinin Mavi olmasına rağmen ailesi, arkadaşları hatta araç gereçler dahi onun etiketinde yazan olarak var olmasını istemektedir. O aslında bir Mavidir fakat tüm çevresi onun Kırmızı olduğunu söylemektedir. Çok tanıdık geliyor mu size? Sizin ne düşündüğünüz ya da ne olduğunuz önemli değil. Önemli olan sizin dışınızda olanların ne düşündüğü müdür gerçekten? Sorgulamadan, olanı olduğu gibi kabul eden bu anlayışın eninde sonunda bir noktaya varmadığını hepimiz artık biliyoruz. Ancak baskılama ve yok saymaya götüren bir süreç oluyor. Kişi kimliğini ve kim olduğunu bir noktada artık kabul etme özgürlüğüne erişiyor. Belki bu bir arkadaşının yardımı ile belki kendi çabası ile. Farklı olmanın hep yanlış tarafta olduğunu hissettiren, eksik ve yetersizlik doldurulan bir çemberin içinde olmak kimsenin yaşamak istemediği bir süreç olsa gerek. Kırmızı tam olarak bunu yaşıyor. Sürekli gerçek benliğini bulması gerektiğini söylüyorlar ona. Yapabilirsin, daha çok çabalamalısın deniyor. Sanki hata kendisine aitmiş gibi.

Çocukların kendilerini tanıma hatta yetişkinlerin bile gerçek benliklerini bulma yolculuğunda böylesi anlatılar önemli yer tutmakta diye düşünmekteyim. Baskı ve zorlama ile kimse olmadığı bir şeye dönüşemiyor. Dönüşmeye çalıştıkça kendinden uzaklaşan ve kendini yetersiz hisseden bireyler olarak mutsuz oluyorlar. Ta ki gerçek benliğini kabul ettiklerinde aslında bir yanlışlığın sonucu Kırmızı etiketin Mavi etiket olması gerektiğini idrak ettiklerinde ve onun tüm etiket baskısından çıkıp kendisini aştığında ilk başta olumsuz sesler sonrasında övgü dolu seslere dönüşüyor. Oysa olması gereken kişinin kendisini nasıl hissettiğini en baştan kabul etmek. Belki o zaman tüm olumsuz sesler hiç duyulmamış olacaktır. Kendin olma yolunda bir pastel boya ile ilişkilendirilen bu hikâye oldukça anlamlı bağlamlar kurduruyor ve her okuyana yaşam yolculuğunda hangi olumsuz sesleri duyduklarını düşünmelerini sağlıyor diye düşünmekteyim.

Sizi olduğu gibi kabul eden ve olumsuz sesleri olumluya dönüştürebilenler sarsın dört bir yanımızı. Kendini bilme yolculuğunda tüm çocukların yolu güzelliklerle çevrilsin. Keyifli okumalar olsun…
Yazar – Çizer: Michael Hall
Çeviri: Gamze Kabadayı
Yayınevi: Kelime Yayınları
İnceleyen: Songül Bozacı







İlk yorum yapan siz olun