İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Resul Abi Anlatıyor: Neden Müze Gezmeliyiz?


Merhaba çocuklar!

Ben Gazete Sanat’ın kurucusuyum, yani sahibiyim. Resul Abi Anlatıyor isimli köşem ile sanata ve kültüre dair bildiklerimi size anlatmak istiyorum. Bu yüzden Resul Abi Anlatıyor’un ilk yazısıyla karşınızdayım. Bugün size biraz farklı bir yolculuktan bahsetmek istiyorum. Bu yolculukta otobüse, trene ya da uçağa binmemize hiç gerek yok. Sadece bir müzenin kapısından içeri girmemiz yeterli. Çünkü müzeler, zamanda yolculuk yapabileceğimiz yerlerdir!

Bir müzeye girdiğinizde karşınıza yüzlerce, hatta binlerce yıl önce yapılmış eserler çıkabilir. Bir çömlek, eski bir oyuncak, bir heykel, bir tablo ya da günlük hayatta kullanılan küçük bir eşya… Ve unutmayalım, bunların her birinin anlatacak bir hikâyesi vardır.

Peki bizler o hikâyeleri neden dinlemeliyiz?

Cevap aslında çok basit. Bizden önce yaşamış olan insanların nasıl bir hayat sürdüğünü öğrenmek çok heyecan vericidir de ondan. Örneğin bir müzede eski bir oyuncak gördüğünüzü düşünün. O oyuncağı yapan çocuk kimdi? Onunla kim oynadı? O çocuk nelerden hoşlanıyordu? Belki de yüzlerce yıl önce yaşayan bir çocuk da sizin gibi oyun oynamayı, arkadaşlarıyla vakit geçirmeyi ve yeni şeyler keşfetmeyi seviyordu. İşte müzeler bize bunu anlatır.

Ya da bir müzede tablo gördüğünüzde sadece bakıp geçmeyin. Biraz durun. Renklerine bakın. Tabloda insanlar varsa onların yüzlerine bakın. Resimde neler olduğunu inceleyin. Sonra kendinize şu soruyu sorun:

“Ben bu tabloyu yapsaydım nasıl yapardım?”

İşte o an sanatla aranızda bir bağ kurulduğunu hissedersiniz. Belki siz de eve döndüğünüzde bir resim yapmak istersiniz. Belki bir hikâye yazarsınız. Belki bir heykel tasarlarsınız. Belki de hiç düşünmediğiniz bir sanat dalını keşfedersiniz. Bu yüzden merak etmek çok önemli sevgili çocuklar.

Ben çocukken bana en çok söylenen şeylerden biri “Çok soru sorma.” olsaydı, sanırım bunu hiç sevmezdim. Çünkü soru sormak öğrenmenin başlangıcıdır. Mesela müzede de bol bol soru sorabilirsiniz. Bu eser kaç yıllık? Bunu kim yaptı? İnsanlar bunu ne için kullanıyordu? Bu heykelin hikâyesi ne? gibi sorular sormaktan asla çekinmeyin. Çünkü sorularınız arttıkça müze de sizin için daha eğlenceli bir hâle gelir.

Ben sizin yerinizde olsam bir dahaki müze ziyaretimde kendime küçük bir görev verirdim.

Mesela:

En şaşırtıcı eseri bulmak veya en eski eseri bulmak. Sonra o eser hakkında bir hikâye düşünürdüm. Eğer o eser konuşabilseydi, acaba bize ne anlatırdı? Bunu ailenize, öğretmeninize veya arkadaşlarınıza anlatın. Belki de sizin hikâyeniz, müzede gördüğünüz eserin gerçek hikâyesinden bile daha eğlenceli olabilir.

Bunun yanında şanslı olduğumuz bir başka şey daha var. Biz, binlerce yıllık bir geçmişe sahip olan Anadolu’da yaşıyoruz. Bu topraklarda birçok farklı medeniyet yaşadı. Onlardan kalan eserlerin birçoğu bugün müzelerde korunuyor. Yani bir müzeye gittiğinizde aslında yalnızca eski eşyalara bakmıyorsunuz. Anadolu’nun geçmişine bakıyorsunuz. Geçmişimizi tanıdıkça yaşadığımız toprakları da daha iyi tanıyoruz.

Ve şimdi size bir soru…

Bir müzeye gittiğinizde, oradaki eserlerden yalnızca bir tanesini eve götürebilseydiniz hangisini seçerdiniz? Ben olsam, hikayesini en çok merak ettiğim eseri seçerdim. Çünkü bence müzelerin bize verdiği en güzel şey bilgi değil, meraktır. Merak eden araştırır. Araştıran öğrenir. Öğrenen ise kendi hikayesini yazmaya başlar. Ben sizin hikayenizi okumak için sabırsızlanıyorum. Bir müze gezisinden sonra hikayesini benimle paylaşan olursa Gazete Sanat Çocuk’ta yayınlayacağım.

Başka bir sanat ve kültür yolculuğunda buluşmak üzere.

Resul Abiniz


İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir