Gaziantep’te yaşayan genç piyanist Hamit Erdem Özpolat ile müzik yolculuğu, piyano eğitimi ve hayallerine uzanan sanat serüveni üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. 2012 doğumlu ve henüz ortaokul çağında olmasına rağmen altı yaşından bu yana piyano eğitimi alan Hamit, öğretmeni Renata Popovych ile sürdürdüğü disiplinli çalışmaları ve farklı sanatçılarla katıldığı solfej ile ustalık dersleri sayesinde müzikal gelişimini kararlılıkla sürdürüyor. Küçük yaşına rağmen müziğe duyduğu tutku, öğrenme isteği ve sanata yaklaşımındaki olgunluk, onun klasik müzik yolculuğunda dikkat çekici bir profil çizmesini sağlıyor. Bu röportajda Hamit’in müziğe başlangıç hikâyesinden sahne deneyimlerine, disiplin anlayışından gelecek hedeflerine kadar pek çok başlığı konuştuk.

-Merhaba. İlk olarak seni kısaca tanımak isteriz. Müziğe başlama maceranı bizimle paylaşır mısın?
Ben Hamit Erdem Özpolat 2012 yılında Gaziantep’te doğdum ve Gaziantep’te yaşıyorum, 8.sınıfta okuyorum. 6 yaşımdan beri piyano öğretmenim Renata Popovych’ten piyano dersleri alıyorum. Bunun yanında piyanoda ustalaşabilmek için fırsat buldukça değerli sanatçı ve müzisyenlerden solfej ve ustalık dersleri de alıyorum. Hala Renata öğretmenimle düzenli olarak piyano eğitimime devam etmekteyim.
Müziğe başlamam biraz da şartların öyle uygun gelişmesiyle oldu, tesadüfler diyebilirimJ çok küçük yaşlardan itibaren okuma yazma, basit matematik işlemleri gibi 1.sınıf müfredatını içeren bilgileri kolaylıkla kavrayabildiğim için ailem ve çevrem ilkokula başlama sürecimde yapacak uğraşlara ihtiyacım olduğunu düşünmüşler. Evde halihazırda önceden alınmış bir piyanomuz olduğundan annem o süreçte beni meşgul etmesi için bir piyano kursuna yazdırdı, hızlı ilerlemem öğretmenlerimin ve çevrenin dikkatini çekti ve böylece uzun yıllar sürecek olan Renata öğretmenimle piyano eğitim sürecimiz başlamış oldu.

-Küçük yaşta profesyonel disipline sahip bir müzisyen olmak kolay değil. Seni en çok zorlayan süreç ne oldu ve bu zorluğu nasıl aştın?
Aslında hala aşamadım 🙂 zorlanıyorum. Genel olarak sabit durmayı sevmeyen biriyim, hatta bu yüzden evde piyano olmasına rağmen ailem benim onu bir gün çalabileceğimi hiç düşünmemiş, çünkü o piyanonun başında beş dakikadan fazla oturabileceğime ihtimal vermiyorlarmış, onlara da sürpriz oldu. Çok yönlü ve meraklı biriyim diyebilirim, sokakta futbol oynamayı, bisiklet sürmeyi, gezmeyi, F1 yarışlarını izlemeyi, yeni şeyler öğrenmeyi çok seviyorum ama piyano çalışmak zamanımın çoğunu alıyor, piyano pratiğine yeterli zamanı ayırabilmek için hala kendimi motive etmem ve diğer sevdiğim şeylerden fedakarlık yapmam gerekiyor, bu konuda gerçekten çok zorlanıyorum, yine de müziğe olan sevgim bu özveriyi göstermemi sağlıyor. Hala sabırla kendimi sahip olmam gereken disipline ulaştırmak için çalışıyorum.

-Uzun yıllardır birlikte çalıştığın piyano öğretmenin Renata Çavdar ile kurduğun bağın müzikal kimliğine nasıl katkıları oldu?
Renata öğretmenim benim için yalnızca bir öğretmen değil, aynı zamanda bir bir kılavuz. Yılların verdiği eğitim süreciyle birbirimizi anlamamız, onunla aramda çok özel bir bağ geliştirmemi sağladı. Tabii ki müzikte beni çok ilerletti, yalnızca iyi piyano çalmayı öğrenmek değil, piyanoya ve Klasik Müziğe bakış açımı geliştirdi.
Tüm öğrencileri için en iyisini isteyen idealist bir öğretmen, o Gaziantep’e ve bu şehrin müziğe yetenekli çocuklarına çok şey kattı. Ondan aldığım dersler sayesinde ulusal ve uluslararası alanda pek çok yarışmada dereceler aldım, Gaziantep İş İnsanları Derneği tarafından Gaziantep’in 2020 genç yeteneği olmaya layık görüldüm. Bunun gibi birçok ilki Renata öğretmenimle yaşadım, üzerimdeki emekleri hiç silinmeyecek. Onun bu şehirdeki varlığı hem benim, hem de diğer öğrencileri için gerçekten büyük şans.

-Uluslararası sınavlarda tam puanlara yakın başarı elde etmek ciddi bir teknik ve zihinsel hazırlık gerektirir. Sınavlara hazırlanırken uyguladığın özel bir çalışma yöntemin var mı?
Her şeyden önce tahmin ettiğiniz üzere çok çalışmak gerekiyor, size verilen bir sınav programı var ve sınavlar o programa uygun olarak, iyi hazırlanmayı gerektiriyor, bunun için de önceden çok iyi bir altyapınız olması lazım, ek olarak İngilizceye de hakim olmak çok önemli, tabii ki çevirmen yardımı oluyor fakat sizin kurduğunuz cümleler, yaptığınız işin ne kadar içerisinde olduğunuz hakkında karşı tarafa bilgi veriyor. Bundan dolayı hem dil becerinizin iyi, hem de sınav hazırlığınızın tam olması gerekli.
-Frédéric Chopin eserini yorumlayarak yer aldığın 2023 ADS Birincileri albümündeki kayıt sürecin sana stüdyo deneyimi açısından neler öğretti?
Henüz 11 yaşında öyle bir stüdyoda kayıt yapabilmek benim için hayallerimin ötesinde bir deneyimdi. Verdiğim emeğin, gösterdiğim özverinin karşılığını bulmuş gibi hissettim ve devam edebilmek için gerçekten çok motive edici oldu.
Profesyonel bir müzisyen gibi oradaki kusursuz piyanonun başına geçmek ve o kaydı gerçekleştirmek insana tüm yaşadığı olumsuzlukları unutturuyor. Eğer okuyorlarsa bu kıymetli ödül için buradan bir kez daha Sayın Gülsin Onay ve Sayın Aras Deniz Sipahi’ye çok teşekkür etmek isterim.

-Avdiyevski Sanat Fakültesi Oda Orkestrası ile Marmaris, Burdur ve Antalya’da sahne almak genç yaşta bir sanatçı için nasıl bir sahne deneyimiydi ve bu konserler sana ne kattı?
Renata Öğretmenimin beni önermesiyle o turnenin bir kısmına dahil oldum, bunun için öğretmenime minnettarım bir hayalimin gerçekleşmesine olanak sağladı.
Şimdiye kadarki müzik eğitimimin önemli kilometre taşlarından biri de Avdiyevski Oda orkestrası ile solist olarak yer aldığım o küçük turnedir diyebilirim. Bu mini turneyle birlikte ekip çalışmasını, piyano çalarken aynı zamanda diğer enstrümanları da dinleyebilmeyi, gerektiği anda gerekli girişi yapabilmeyi ve daha pek çok yeni tecrübeyi edinmiş oldum fakat şu var ki ustalaşmak ve gelişebilmek için bu tür sahnelerin tekrarlanması ve yinelenmesi gerekiyor.
Beni disipline eden hem çok eğitici hem de çok eğlendiğim mutlulukla dolu bir deneyimdi. Büyük bir arzu ve umutla orkestra ile yeniden ve tekrar tekrar sahne alabilmeyi diliyorum.
-Dijital platformlarda eserlerinin yayınlanması (örneğin YouTube, Spotify ve Netd) klasik müzikle ilgilenen genç bir sanatçı olarak hedef kitlene ulaşmanı nasıl etkiledi?
Ben henüz yolun başında olan, başarabilirsem sanatçı olmak isteyen, aday bir müzik öğrencisiyim fakat 7 yıldır eğitim alan bir Klasik Müzisyen sanatçı adayı olarak söyleyebilirim ki, Klasik Müzik hedef kitlesi çok küçük olan, seveninin az olduğu, adanmışlık isteyen bir alan. Ne yazık ki tek bir kayıt veya yayınlanmış eserle o kitleye ulaşabilmek çok zor, yine de bu tür kayıtlarda edindiğimiz tecrübeyle bir sonraki adımı nasıl atmamız gerektiğini öğreniyoruz, uzun soluklu bir süreç ve atılan her yeni adım bizleri o sınırlı kitleye biraz daha yaklaştırmış oluyor.

-Mitolojiye ilginin olduğunu duydum, bu ilginin müzik yorumuna hayal gücü veya anlatı gücü açısından katkısı olduğunu düşünüyor musun? Bir eseri çalarken zihninde bir hikâye kurar mısın?
Yıllar önce okuduğum bir romanla başlayan mitoloji merakım, o dünyayı daha iyi anlayabilmek için Homeros’un İlyada ve Odysseia destanlarını birden fazla okumamı gerektirerek devam ediyor, bildiğiniz gibi tarz olarak dilleri oldukça ağır kitaplar ve her okuduğumda mitolojik hayata dair yeni bir şey fark ediyorum, tabii ki hala anlamlandıramadığım ya da eksik bildiğim pek çok şey vardır ama mitoloji, benim için heyecan verici ve başka bir dünya.
Mitleri bir kenara bırakıp, yaşadığımız hayata uyarlarsak, hem politik, hem psikolojik olarak oldukça öğretici olduğunu da düşünüyorum. Bir gün içime sinen güzel bir beste yaptığımda tabii ki bu mitoloji merakı eserime yansıyabilir ancak şu an için kimi zaman çok istesem de çaldığım eserlerde tarz değişikliği yapmam doğru görülmez, eser sahibi neyi anlatmak istiyorsa onu yansıtmalıyım. Bir sanatçı adayı olarak böyle yaklaşmam gerekir.

-Son olarak, gelecek hayallerinden veya projelerinden bahseder misin?
Gelecek hayalleri… Klasik müzikle ilerlemek isteyen her çocuk için çok yönlü bir mesele bu, kısaca eğer her şey yolunda giderse iyi bir virtüöz olmak istiyorum diyeyim fakat her şeyden önce dinleyici oranı gittikçe daha da azalan Klasik müziği, daha geniş kitlelere sevdirebilmenin bir yolunu bulmak gerek. İyi müziği anlamanın yolu Klasik müzik dinlemekten geçiyor, tüm notaları matematiksel bir ölçüyle, kusursuza yakın bir müzikaliteyle bestelenen Klasik müzik eserlerini, düzenli olarak dinlemek ve anlamaya çalışmak, diğer müzik türlerinde yapılan şarkıları dinlerken de hissedilen hazzın artmasını ve seçiciliği de beraberinde getiriyor aslında. Böylece hangi türde olursa olsun kötü müziğin kendiliğinden ortadan kalkacağını düşünüyorum. Müziksever herkese bu bilinci aşılayıp iyi müziği talep etmelerini ve bu yolla dinledikleri herhangi bir müzikten en yüksek verimi almalarını sağlamak gerekiyor.
Örneğin bununla ilişkili bir proje olarak kabul edilirse, ilerde okullardaki müzik dersi müfredatına Klasik müziği anlama ve dinleme dersleri eklemeyi önermek başlangıç olabilr. Kendim için projem ise öncellikle iyi bir müzik okulunda eğitim alıp en iyi seviyede bu işi yapabilmek.







İlk yorum yapan siz olun