Doğa ile bağımızı ne zaman yitirdik hiç düşündünüz mü? Teknoloji çağı ile mi yoksa doğayı yok saymaya başladığımız andan itibaren mi? Günümüzde özellikle ülkemizde yeniden, doğa ile bağ kurma çabaları artmaya başladı. Okul öncesi çocukların doğa ile daha çok zaman geçirmesine olanak veren orman okullarının kurulmasına ön ayak olanlar ve bu okulların yaklaşımları ile birçok orman/doğa pedagojisi eğitimi alan eğitmenler çoğalmaya başlaması bir nebze güzel bir umut ışığı oluyor.
Bu umut için çabalayan Sima Özkan, doğa pedagojisi eğitmeni, çevirmen ve yazar olarak Yalıçapkını Olmak Neye Benzer? kitabıyla, çocuklara kitaplardan öğrendiklerini bir de doğada deneyimlemeleri için fikir sunan, oldukça çarpıcı kolaj resimleri ile görsel şölen oluşturarak onlara güzel bir kuş gözlemi deneyimi yaşatıyor.
Yine ülkemizde sayısı oldukça az olan kuş gözlemciliği aslında doğa ile bağ kurmanın en kolay ve en güzel yollarından biri. Bir kuşun peşine düştüğünüzde onun hakkında bilgi öğrenmek için araştırma yapmanız gerekir. Sonrasında onu yakından tanımak için sabırla ve sessizce doğanın içinde beklemeyi öğrenmek gerekir. Yaşadığı alan hakkında bilgi sahibi olmak, yaşam döngüsünü bilmek, mevsimler hakkında bilgi sahibi olmak gibi bir dolu öğrenmeye yol açan süreçleri de beraberinde getiriyor kuş gözlemciliği. Çocukların doğaya çıktığında nasıl kendiliğinden öğrendiklerini böylelikle anlamış oluyoruz değil mi?

Öğrenme süreçlerinde gözlem çoğu zaman merakı tetikleyen bir süreç oluyor. Yaşadığımız dünyayı ve çevremizi anlamlandırmak için gözlem her zaman ilk adım olmakta. Bir kuşun peşinde olmak ve onunla bağ kurabilmek bundan dolayı oldukça önemli.
Şunu biliyoruz ki biz insanlar olmadan doğa varlığını sürdürmeye devam ediyor. Fakat doğa olmadan biz insanlar bunu henüz sağlayabilmiş değiliz. Bundan dolayıdır ki doğa ile bağımızı yeniden ve yeniden sımsıkı bir şekilde kurmalıyız.
Kısaca kitabın konusuna değinirsem, iki kardeşin kuş gözlemine tanıklık ediyoruz. Ablanın kuş gözlemcisi ve aynı zamanda kuş fotoğrafçısı olduğunu ve kuşlar hakkında gerçekten çok şey bildiğini ve küçük kardeşinin de okuyarak/izleyerek kuşlar hakkında bilgi sahibi olduğunu görüyoruz. Fakat doğanın içinde kuş ile göz göze gelmenin deneyiminin nasıl da kıymetli olduğunu gösteriyor hikâye bize. Aynı zamanda doğada yeri olmayan çöplerin nasıl da bir kirlilik oluşturduğunu. Kolaj çalışmasında bu renkli plastik atıklarında değerlendirilerek görsellerin oluşturulduğunun bilgisini yazarın notunda okuyabilirsiniz.
Kitabın sonunda pek hoşuma giden bir soru var. Belki de hepimiz gördüğümüz her canlı için bu soruyu sormalıyız. “Sen olmak nasıl bir şey?” Sahi insan olmasaydık hangi canlı olmak isterdik? Ve insanların bize nasıl davranmasını isterdik?
Doğa ile bağımızı tüm insanlık olarak yeniden kurduğumuz günlerin hayalleri hep bâki olsun. Hepimiz bu dünyanın yeşiline, mavisine, sarısına ve tüm renklerine muhtacız. Umutların yok olmamasını sağlayan tüm doğa savunucularına teşekkürlerle, keyifli okumalar olsun…
Yazan – Resimleyen: Sima Özkan
Yayınevi: Meraklı Tilki Kitaplığı
Songül Bozacı









İlk yorum yapan siz olun